Karanlıkta yağan yağmurun sesi daha çok duyuluyor sanki. Yanıp sönen ışık gözümü alıyor. Tam da bulunduğum makinenin başında. Deterjan kokusu üzerime sinmiş. Müzik sesi geliyor bir yerden, bu şarkıyı severim. Diğer uçta duran şişman, asık suratlı adam sandalyenin ucuna oturmuş, boş boş bakıyor. Kafasını bana doğru çeviriyor ama hiç konuşmuyor. Yanındaki sepette bir yığın çamaşır var. İkimizden başka kimse yok. Beyaz renklerin yoğunluğu göz yorucu. İnsan biraz renkli bir şeyler koyar buraya, mesela duvara bir tablo. Gelenlerin de hoşuna gider hem, neden böyle şeyleri düşünmezler?
Çalışan iki makinenin sesi rahatsız etmeye başlıyor. Odada kimseden çıt çıkmıyor. Bu sessizlik ve yalnızlık insanı yoruyor, içten içe biriyle konuşmak istiyorum. Cebimden telefonumu çıkarıp bir şeylere bakmak istiyorum. Kapının sesiyle irkiliyorum. Asık suratlı adam önümden geçerken ters ters bakıyor. Telefonu cebime koyuyorum tekrar. Adam dışarı çıkıyor. Yağmurun sesi makinelerin sesine eşlik ediyor. Açılan kapıdan gelen soğuk tenimi üşütüyor. Bu yağmurda kapının önüne niye çıkıyor acaba?
Sandalyeden kalkıp tek tek makineleri incelemeye başlıyorum. Yürürken gri betonun üzerinde ayağıma mavi taşlı bir kolye takılıyor. Altın rengi zinciri ve üzerindeki çizikle çok güzel görünüyor. Elime alıp uzun uzun inceliyorum. Kim düşürmüştü acaba? Burada ahşap renkte küçük bir masa var. Masaya koysam başkası alabilir.
Adam birden arkamda bitiyor: "Ne diye dolaşıp duruyorsun?"
Sesiyle irkilerek elimdeki kolyeyi hızla avucumun içine saklıyorum. Bedenim bir an kaskatı kesiliyor. Yutkunmaya çalışıyorum ama boğazım kuruyor. Böyle soğuk bir gecede ne işim vardı burada benim?
📌🙃İç mekan sahneleme çalışma ödevim
📌Görseli yapay zekayla yaptım

0 Yorum
Yorumlarınız gülümseme bırakıyor, teşekkürler ☺️