John Sugar'ın o dingin zarafetine sığınıp mavi arabasıyla uzaklara gitme hayali... Gece yarısı E.T.'yi görme düşüncesi seni heyecanlandırıyor. Monte Carlo'da canının istediğini yapmak, güzel bir baloya katılmak ve hayatının aşkını bulmak da senin elinde. Sir Ulrich von Lichtenstein ile konuşup onun o unutulmaz mızrak düellosunu izlemek. Leonard Shelby ile biraz beyin yakmak, oradan çıkıp Tuner’da Niki White'ın o gizemli dünyasında piyano dinlemek. Bret Maverick ile çok para kazanmak, sonra Nick Wells ile izini belli etmeden ortadan kaybolmak.
Frankenstein'ın Yaratığı'nı anlamak, Trevor Reznik ile olmayan şeyleri görmek, Gatsby ile hayatın tadını çıkarmak. Marie Antoinette ile güzel kıyafetler içinde pasta yemek, Butch ile o tozlu yollara düşüp hayatı bambaşka bir yerden öğrenmek. O sonsuz nergis tarlasında, Edward ve Sandra’yla beraber o masalsı anın içinde kaybolman da mümkün...
One, two... Biri karanlıktan çıkan, diğeri fırtınayı koparan iki tehlikeli adım.
Harry Da Souza'nın o soğukkanlı duruşuyla en tehlikeli krizleri bile sessizce çözmek, Maeve’in o sinir bozucu hallerine ve yapmacık tavırlarına hiç bulaşmadan yanından geçip gitmek. Keyser Soze’nin o efsanevi ters köşesine hiç beklemediğin anda düşmek. Mantis'in saflığında ve tatlılığında her şeye inanmak. Benoit Blanc ve Miles Bron ile gözlerden uzak bir adada arkadaşlarla buluşmak. O taş gövdeli uzaylı dostuna, Rocky'ye uzay boşluğunda her şeyi içtenlikle anlatman.
Augustus Landor ile uçurumun kenarından bir kızı rüzgara uğurlamak... O dev zırhların arasında, Jean de Carrouges ile Jacques Le Gris'nin nefes kesen o son düellosunun tam ortasında kalmak. Mr. Ripley ile başka bir dünyada birisinin yerine geçmek.
Cole Trickle ile araba yarışlarının ortasına dalsan da hiçbiri senin için Sonny Hayes değil, olamaz.
John ve Jeremy ile hiç tanımadığın düğünlere katılıp deliler gibi eğlenmek. Mikael Blomkvist ile derinleri kazarken, Lisbeth Salander'ın o tehlikeli ve dahi dünyasında kaybolmak. Taşıdığın derin yaraların ve uğradığın haksızlıkların ardındaki o sessiz yalnızlığı hissetmemen imkânsız.
John McClane ile tehlikeleri eğlenceli bir şekilde aşmak, Ofelia ile o gizemli labirentte kaybolmak, Elisabeth ve Sue ile güzelliğin ve çirkinliğin o tekinsiz dünyasında savrulmak. Roy Walker ve küçük Alexandria’nın o büyüleyici masal dünyasına kanıp hayal gücünün sınırlarını zorlamak.
Davis ile o kusursuz planın ve otoyollara yayılan tehlikeli takibin izini sürmek. Alice ile gerçekliği ararken Jack’e gıcık olmak. Kathy, Ruth ve Tommy ile o soğuk sistemin içinden kaçıp anıların peşine düşmek. John Preston ile o duygusuz ve gri dünyada hissetmenin ve sanatın peşine düşüp sistemin sınırlarını zorlamak. Anne ve Mary ile o hırslı taht oyununa kapılmak. Nicki'nin o zehirli ve takıntılı dünyasından uzak durmak. Lee Chandler ile o dondurucu kederin ve geçmişin yükünün içinden çıkmaya çalışmak.
Gerçekliği bırakıp hangi karakterin evrenine sığınmak istersen sor, filmini paylaşayım🎬

0 Yorum
Yorumlarınız gülümseme bırakıyor, teşekkürler ☺️