Cherry olarak yolumu kaybettim. Nereye gideceğini bilmiyorum.. Belki de biliyorum ve bu sefer tavşan deliğinden aşağı kayarken bilinmez karmakarışık yolun ortasında duruyorum. Tavşan deliğinden aşağı süzülürken sanırım Alice’in o kibar çay partisi konseptini biraz bozuyorum. Axl Rose sahnede o büyüleyici, yırtıcı sesiyle ortalığı kasıp kavururken Beyaz Tavşan’ın elindeki çay fincanıyla bana şaşkın şaşkın bakması kesinlikle benim suçum değil🙃
Hafızanın damağında süzülen simetrik gölgeler, gizemli bir tavşanın cebinde sakladığı eksik saniyelerin vişne çürüğü rengine dolanır; tam da Guns N' Roses’ın hayali bir ritimle zihnin tavanına astığı o zamansız köklerde, maviye boyanmış bir sessizliğin süzülüşü gibi...
Hayır hayır hiçbir şey yapmıyorum. Sadece hissetmek istiyorum. Evet sadece hissetmek... Bateri sesini duyunca mutlu oluyorum. Ritme kendini kaptırmak istiyor ama acele etmiyorum. Bateri seslerinin içinde kayboluyorum. Her kayboluşta daha çok hissediyorum. Başlıyorum zıplamaya, hiçbir şey düşünmeden sadece anı yakalamaya çalışıyorum. İşte benim Carpe Diem'im!
Carpe Diem muhteşem bir şey diyorum içimden. Paradise City beni içine çekiyor ve defalarca dinliyorum. Hissederek yürüdüğüm her an muhteşem bir şeylerle karşılaşacağımı biliyorum. Bilinmezlik beni her zaman çekmiştir. Bilinmeyen bir gezegende olduğumu hissediyorum.
Veee işte harika grup karşımda. Hayal gördüğümü biliyorum. Paradise City'den, Sweet Child O'mine 'a geçiş ise tam anlamıyla Tangled. Benim dünyamdaki tangled halleri bambaşka. Bu tangled halleri sadece hislerimde değil, muhtemelen cebimden çıkardığım an bir kördüğüme dönüşen kulaklık kablomda da saklı. Ritim başladığı an o düğümler bile kendi kendine çözülüyor sanki.
Biraz daha sakinleşiyorum bu şarkıyı dinleyince. Tatlı hisler bırakıyor bende. November Rain'i bu sıcak yaz gününde dinlemek içimi ferahlatıyor. Don't Cry ise tam benim için yazılmış sanki. Tangled hallerimin frekanslarında biraz duruyorum bu sefer. Frekansları yakalamak zihnimde çok sevdiğim bir labirent.
Yavaş yavaş o bilinmez yolda ilerlerken Since I Don't Have You beni kırmızı şarap içmişim gibi keyiflendiriyor. Hemen arkasından You Could be Mine ile hareketlenip kendime geliyorum. The Garden ile başka bir yolculuğa çıkıyorum.
Bilinmez yolda ilerlerken son olarak Pretty Tied Up ve Rocket Queen dinleyip cherry'li kek yemişim gibi gurme bir tat bırakan şarkılarla keyifleniyorum. Hissederek yürüdüğüm bu zihinsel yolculukta kalorilerin sıfırlandığına yemin edebilirim ama kanıtlayamam. Sonuçta zihnen yenen cherry'li ve blueberry'li kekler doğrudan ruha gidiyor, bu dünyanın yerçekimine hiç takılmıyor!
Kapalı kapıyı çoktan açtım. Bilinmezliğin merdivenlerinde şatoya ulaşmak ve o şatonun içinde yaşayan Guns N' Roses ile tanıştım😍 Zamanı durdurdum. Tavşan deliğinden geri dönmek için artık çok geç. Umarım zihnimdeki bu VIP konser alanı için benden euro bazında bilet ücreti kesmiyorlardır. Bilinmezliğin ortasında elinde adisyonla bekleyen bir bilet kontrolörüyle karşılaşmak istemem.
Bambaşka bir gezegen ve kayıp bir yolculuk bekliyor beni. Tadını çıkara çıkara yediğim cherry'li kekimin yanına blueberry'li kekimi de ekliyorum. Enfes bir tat ve finalde Guns N' Roses var. Daha ne isteyebilirim ki...
Biletimi aldım; üzerine 'Cherry' yazan gökyüzü mavisi biletimi sıkıca tutup gidiyorum... Muhteşem bilinmez gezegenimde Rock 'n' Roll müziğinin, bateri ritimlerinin arasında kaybolacağım...
Üstelik bu yolculuk sadece seslerle sınırlı değil; tenimden yükselen o böğürtlen, çilek, kremsi vanilya ve sıcak amberin iddialı, baş döndürücü parfümü yayılıyor etrafa... Zihnimde tam da bu büyüleyici esinti var...
Bu yazıyı yazarken Alpirik'in tangled frekansındaki tatlı yazısından esinlendim, etkilendim😊😍
Sweet cherry, blueberry dream🍰🍒


0 Yorum
Yorumlarınız gülümseme bırakıyor, teşekkürler ☺️